Bana korsan derler. Ben buna "denizde serbest ticaret" demeyi yeğlerim.
Adım John Ward'dı — soğuk bir adada ağ onaran yoksul bir balıkçı.
Kraliçe için İspanyolları soydum, alkış aldım. Kral değişti, aynı işe "haydutluk" dediler.
Affedilmek için diz çöktüm; kapıyı yüzüme kapadılar. Ben de küstüm, yelkenimi Akdeniz'e çevirdim.
Tunus beni kovmadı dostum — kucak açtı.
Bir sabah baktım, John Ward gitmiş; yerinde Yusuf Reis var. Kulağımda da yeni bir süs: bir ay, bir yıldız.
Altmış toplu kadırgalar, koca filolar... İngiltere'nin istemediği adam, denizlerin sahibi oldu.
Sonunu da güzel yaşadım: servet içinde, kendi seçtiğim toprakta.
Şimdi diyorlar ki, o meşhur film korsanı benmişim. Söylerler... ama kanıtlayan çıkmadı.
Belki gerçek, perdeden de iyidir. Açılış kartı: JACK SPARROW BİR OSMANLI KORSANI MIYDI?